Depresyon Nedir? Depresyon Belirtileri ve Tedavisi

Depresyon, sıradan ve kendiliğinden geçecek bir üzüntü hali değildir. Ciddi bir ruhsal bozukluk olan depresyon, kişilerin günlük yaşamlarını, iş veya okul performanslarını, sosyal ve romantik ilişkilerini etkileyebilecek kadar zorlayıcı olabilir. Depresyon, tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak zamanında ve doğru bir tedavi uygulamak çok önemlidir. Dolayısıyla, depresyon belirtileri gözlemlenmeye başladığında erken tanı ve tedavi için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekmektedir.

Depresyon Nedir?

Genel tanımıyla depresyon, kişilerin duygu durumlarını, düşünce biçimlerini, davranışlarını ve iş – okul – sosyal yaşam gibi rutin aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen bir ruhsal bozukluktur. Depresyonu üzgün hissetmekle veya geçirilen kötü bir günün ardından yaşanılan ruhsal çökkünlükle karıştırmamak önemlidir. Profesyonel bir destek alarak tedavi edilmesi gereken depresyon, bir kişinin kendisinin çözebileceği basit bir durum değildir. Genellikle, uzun süreli ve şiddetli devam eden işlevsel olmayan bir durumdur. Bu metinde depresyon tedavisi başta olmak üzere depresyonla ilgili tüm merak ettiklerinize ulaşabilirsiniz.

Klinik Psikolog Dilek Erdoğan Gürsoy

Klinik Psikolog Dilek Erdoğan Gürsoy, uzun yıllardır sanat terapisi çalışmaları yürütmektedir.

Ayrıntılı Özgeçmiş
Klinik Psikolog Randevusu Al

Mesaj Gönder

Depresyon Neden Kaynaklanır?

Depresyon çok yönlü ve karmaşık bir ruhsal bozukluktur ve yalnızca bir nedeni yoktur. Depresyonun ortaya çıkmasındaki faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Genetik ve Biyolojik Faktörler: Genetik yatkınlığı olan depresyon hastalığında aktarılan tek bir genden söz etmek mümkün değildir ancak, beyindeki bazı kimyasal dengesizlikler (örneğin, serotonin, dopamin, noradrenalin gibi nörotransmitterlerde olan değişiklikler) ve hormonal değişiklikler depresyon riskini arttırabilir. Aile öyküsünde depresif bozukluk olan kişilerin depresyona yatkınlığından söz edilebilir ancak kesin bir kanıya varmak mümkün değildir. Bununla birlikte, ailesinde depresif bozukluk öyküsü bulunmayan kişilerin de depresyon tanısı aldığı bilinmektedir. Dolayısıyla, genetik aktarımın tek başına depresyonu açıklamada yeterli olduğu söylenemez; diğer faktörler de değerlendirilmelidir.
  • Psikolojik Faktörler: Kişinin özgüveninin ve baş etme yöntemlerinin yetersiz olması, olumsuz düşünce kalıplarına sahip olması, stres yönetiminde güçlük çekmesi gibi psikolojik faktörler depresyonun tetiklenmesinde büyük bir önem taşır.
  • Çevresel Faktörler: Kişinin çocukluğunda veya yakın zamanda yaşamış olduğu travmalar, kayıplar ve ayrılıklar (örneğin, sevilen birinin ölümü), zorlu yaşam olayları, iş kaybı, finansal zorluklar, düşük sosyoekonomik düzey, ilişki problemleri, sosyal izolasyon, aile içi sorunlar ve kronik stres de depresyon için başlıca risk faktörlerindendir. Depresyonun tedavisi sürecinde bu alanlarda da iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapmak tedaviye katkıda bulunabilir.
  • İlaçların Yan Etkisi: Depresyon, bazı ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilir. Bu durumlarda bir hekime başvurmak çok önemlidir.
  • Madde ve Alkol Kullanımı: Uzun süreli alkol veya madde kullanımı depresyon riskini arttırabilir.
  • Mevsimsel Değişiklikler: Mevsimsel Özellikli Depresyon tanısına göre sonbahar ve kış aylarında güneş ışığına maruziyetin azalması bazı kişiler için risk faktörü olarak kabul edilebilir.

Depresyon Nasıl Tedavi Edilir?

Depresyon tedavisi uzmanlar tarafından yapılan psikoterapiler ile yapılır.

Depresyon Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi

Depresyon tedavisinde psikoterapinin yeri oldukça önemlidir. Depresyonda olan bir kişi çaresizlik ve umutsuzluk hissine oldukça kolay kapılabilir. Bu ruh halinden kişinin kendi kendine çıkabilmesi güçtür. Bu nedenle psikoterapi desteğinden faydalanması önerilir. Psikoterapi ile kişinin, yaşadığı durumu anlama, belirtileri hakkında farkındalık kazanma ve baş etme yöntemleri geliştirerek yeni bakış açıları kazanma gibi beceriler elde etmesi hedeflenir.

Psikoterapide kazanılan bu yeni beceriler ve farkındalıklar sayesinde kişiler işlevsel olmayan davranışlarını ve düşüncelerini değiştirmeyi öğrenerek günlük yaşamında, iş ve okul hayatında, sosyal ve romantik ilişkilerinde yaşadıkları sorunlara çözüm üretmeyi ve onları onarmayı öğrenirler. Kişiler, terapi sırasında kendilerini tanımaya ve anlamaya yönelik adımlar atarken aynı zamanda depresyon hakkında da bilgi edinirler. Bu da, onların tedavi süresince ve sonrasında sosyal yaşama olan uyumlarını kolaylaştırır.

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyon belirtileri kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir. Bunun yanı sıra, bu belirtilerin yoğunluklarının da duruma ve kişiye göre değişkenliğini gözlemek mümkündür. Depresyon belirtilerini Duygusal, Davranışsal, Bilişsel ve Fiziksel olmak üzere dört başlıkta gözlemleyebiliriz.

  • Duygusal Belirtiler: Depresyonda olan kişinin önceden keyif alarak yaptığı aktivitelerden artık keyif almadığını gözlemlemek mümkün olabilir. Kişi artık önceden olan ilgisini kaybetmiş gibi hissedebilir. Bunun yanı sıra, kişi sürekli bir hüzün, üzgünlük ve çaresizlik hissine kapılabilir. Kişide genel olarak huzursuzluğun, kaygı ve endişe gibi duyguların da arttığını gözlemlemek mümkün olabilir.
  • Davranışsal Belirtiler: İlginin ve keyfin azalması ile birlikte kişinin sosyal, akademik ve kariyer alanlardaki aktivitelere katılımında azalmalar gözlemlenebilir. Kişi artık önceden zevk alarak katıldığı bu aktivitelerden eskisi kadar keyif almadığından, katılımı yavaş yavaş azalmaya başlayabilir. Bunların dışında, en yaygın görülen belirtiler arasında uyku düzeni ve iştah değişiklikleri de gözlemlenebilir. Depresyonda olan kişiler öncesine göre daha az veya daha çok uyuma halinde olabilirler. Benzer şekilde, aşırı yeme veya iştah kaybından dolayı yememe davranışları sergileyebilirler.
  • Bilişsel Belirtiler: Kişi daha önceden kolaylıkla odaklanabildiği ve konsantrasyon gerektiren aktivitelerde dikkatini toparlamada güçlük çekebilir. Buna ek olarak, bu süreçte kişi karar vermede zorluk yaşayabilir. Bir başka bilişsel belirti ise, kişinin kendini değersiz ve suçlu hissetmesi olabilir. Depresyonda olan kişi sık sık olumsuz düşüncelere kapılabilir, çaresiz, yetersiz ve geleceğe yönelik umutsuzluk hissedebilir.
  • Fiziksel Belirtiler: Depresyonda olan kişi kendisini sık sık yorgun hissedebilir ve bir aktiviteyi gerçekleştirmek için kendinde yeteri kadar enerji hissetmeyebilir. Bunların dışında bazı kişilerde kronik ağrılar, baş ağrıları, sindirim sorunları gibi somatik belirtiler de gözlemlenebilir.

Depresyon Nasıl Önlenir?

Depresyonu tamamen ve kesin bir şekilde önlemek her zaman mümkün olmayabilir, ancak olası riskleri azaltmak ve kendimizi koruyabilecek bazı önlemler almak depresyon risklerini azaltma konusunda yardımcı olabilir.  Öncelikli olarak, sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek çok önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve yeterli uyku sayesinde beyindeki kimyasal dengeyi korumak mümkün olurken, duygusal ve zihinsel sağlık da korunmuş olur.

Depresyon Terapi ile Geçer mi?

Bu nedenle, sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, depresyon riskini azaltmada önemlidir. Depresyonu tetikleyen başka bir faktör ise strestir. Sağlıklı bir stres yönetimi ve stresi azaltmak da depresyon riskini azaltma konusunda yardımcı olur. Bunlara ek olarak, aile ve arkadaşlardan alınan sosyal destek, sevdiklerimizle paylaşımlarda bulunmak, alkol ve madde tüketiminden kaçınmak, kişisel gelişime önem vermek, hobiler edinmek de depresyon risklerini en aza indirmede yardımcı olabilir.

Depresyonda Olduğumuzu Nasıl Anlarız?

Depresyon, uzun süre devam eden ve yukarıdaki belirtilerle karakterize edilen ruhsal bir bozukluktur. Depresyon belirtileri gösteren kişilerin günlük yaşamının, iş veya okuldaki performansının ve sosyal ilişkilerinin etkilendiğini gözlemlemek mümkündür. Ancak depresyonu diğer hastalıklardan ayırt etmek ve tanı koyabilmek için klinik muayene ve bazı medikal ve psikometrik testlere ihtiyaç duyulabilir.

Depresyon Türleri Nelerdir?

Depresyon, farklı nedenlerle ve belirtilerle ortaya çıkabilen bir ruhsal bozukluktur ve çeşitli türleri vardır:

  • Majör Depresyon: Majör Depresyon, en yaygın ve en şiddetli türdür. Majör Depresyonda en az iki hafta boyunca süren çökkünlük hissi, aktivitelere karşı ilginin ve isteğin azalması veya yok olması, uyku ve iştah düzeyinde aşırı artış veya azalma, düşünce ve hareketlerde belirgin bir şekilde gözlemlenen yavaşlama, yorgunluk ve enerjisiz hissetme, yetersizlik, çaresizlik, değersizlik, suçluluk veya umutsuzluk hissine sahip olma, dikkati toparlamada veya karar vermede güçlük çekme gibi belirtiler gözlemlenebilir. Majör Depresyonun tedavi edilmeden iyileşmesi çok zordur. Bu nedenle bir uzmandan destek almak ve zamanında tedaviye başlamak çok önemlidir.
  • Distimik Bozukluk: Kronik bir bozukluk olan Distiminin belirtileri en az iki yıl boyunca gözlemlenir. Majör Depresyona göre belirtiler daha hafiftir ancak belirtilerin daha uzun süreli var olması nedeniyle bireysel işlevselliği, sosyal, iş ve okul yaşamını daha olumsuz etkiler. Distimik Bozukluğu olan kişilerde her günün olmasa da, çoğu günün büyük bir bölümünde çökkün hissetme, uyku ve iştah düzeyinde değişiklik, karar vermede ve dikkati toparlamada güçlük çekme, enerji eksikliği, umutsuzluk hissi gibi belirtiler gözlemlenebilir. Bu kişilerin iki yıllık süre içerisinde, tek seferde iki aydan daha uzun bir iyilik haline sahip olması beklenmez. Doğru ve zamanında müdahale edilmeyen Distimik Bozukluk, tedavi edilmediğinde Majör Depresyona dönüşebilir.
  • Atipik Özellikli Depresyon: Atipik Özellikli Depresyonun en yaygın özelliklerinden biri uyku ve iştahta aşırı değişikliktir. Kişide büyük bir oranda kilo artışı ve uyku artışı gözlemlenebilir. Bunun dışında, Atipik Özellikli Depresyon tanısı alan kişiler reddedilmeye karşı fazla hassasiyet gösterme eğiliminde olabilirler. Çevresel faktörlere göre de bu kişilerin duygu durumlarında ani ve aşırı değişiklikler gözlemlenebilir (örneğin, aşırı sevinme, aşırı üzülme).
  • Mevsimsel Özellikli Depresyon: Genellikle sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkan Mevsimsel Özellikli Depresyonda gözlemlenen en yaygın belirti, değişen mevsimle bağlantılı olarak, en az iki depresif dönemin görülmesidir. Genellikle bu belirtiler, güneş ışığına maruziyet ile ilişkilidir.
  • Melankolik Özellikli Depresyon: Daha önceden keyif alınan aktivitelerden artık keyif alamama ve ilgisizlik halinin en yaygın belirtisi olduğu Melankolik Özellikli Depresyon türünde oldukça yoğun bir umutsuzluk, bunalma hali, halsizlik, düşünce ve davranışlarda yavaşlama gibi belirtiler de gözlemlenebilir.
  • Doğum Sonrası (Postpartum) Depresyonu: Gebelik sırasında veya doğumdan sonraki ilk dört hafta içerisinde ortaya çıkan bir depresyon türüdür. Bu süreçte, Majör Depresyon belirtileri gözlemlenebilir ve bunlar hormonal değişiklikler ve yeni annelik ile ilgili stres faktörleri ile ilişkilendirilir. Buna ek olarak, genellikle yoğun kaygı, bazı psikotik özellikler (halüsinasyonlar, paranoid düşünceler; örneğin bebeğine zarar verme düşünceleri), sürekli ve yoğun ağlama hali, gibi durumlar da depresyona eşlik edebilir.
  • Adet Dönemi (Premenstrüel) Disfori Bozukluğu: Genellikle adet olmadan 1 hafta önce başlayan belirtilerin şiddeti ve sıklığı adet dönemine girdikçe azalmaya başlar. Bu süreçte halsizlik, sinirlilik, bazı kas ağrıları, gerginlik, tahammülsüzlük, uyku ve iştah düzeylerinde değişim gibi belirtiler gözlemlenebilir. Ancak, adet olan her kadında beklenen bir durum değildir.
  • Psikotik Depresyon: Depresyon belirtileri diğer türlere göre daha ağırdır ve kişinin gerçeklik algısı bozulmaya başlamıştır. Bu dönemde kişi, gerçekte var olmayan bazı şeyleri görmeye veya duymaya başlayabilir. Diğer depresyon belirtilerinden daha farklı olarak Psikotik Depresyonda kişiler halüsinasyonlar görebilir, bazı davranışlarının cezalandırılacağı inancına sahip olabilir veya gerçekte olmayan bazı sesleri işitebilir (örneğin, kendini suçlu hissetmesine sebep olacak suçlamalar, aşağılanmalar).
  • Madde veya İlaç Kullanımına Bağlı Depresyon: Madde, alkol veya herhangi bir ilaç tüketimi sonrasında ortaya çıkan bir depresyon türüdür. Belirtilerin madde veya ilaç kullanımı sonrasında ortaya çıkması önemli bir kriterdir.
Depresyondaki Birine Söylenmemesi Gereken İlk 4 Şey 
 

Depresyon Ne Kadar Sürer?

Depresyonun süresi kişiden kişiye ve diğer birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Bu faktörlere örnek olarak depresyonun türü, depresyonun şiddeti, depresyon tanısı almış kişinin kişisel özellikleri, bu kişinin tedaviye nasıl yanıt verdiği, kişinin depresyonu fark etme süreci ve tedaviye başlama zamanı verilebilir. Örneğin, belirli stres faktörlerinin etkisiyle ortaya çıkan depresyon, birkaç haftalık veya aylık bir süreç içinde tedavi edilebilir. Ancak majör veya kronik depresyon türleri genellikle daha uzun süreler tedavi gerektiren türler olabilir. Tedavi alınmazsa veya tedaviye uygun yanıt verilmezse bu süreç ayları veya yılları bulabilir.

Depresyon Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Depresyon kişinin hayatını her yönden olumsuz etkileyebilen ruhsal bir bozukluk olduğundan hafife alınmadan tedavi edilmesi gerekir.  Depresyon belirtileri gösteren kişiler odaklanmada güçlük çektiklerinden ve karar vermede zorlandıklarından iş veya okul performansları düşmeye devam edebilir; aktivitelerden keyif alamadıkları ve enerji eksikliği çektikleri için aktivitelere katılım göstermede sorun yaşayabildiklerinden sosyal ilişkileri zarar görebilir; ancak en önemlisi depresyon belirtileri gösteren kişi kendini olumsuz düşünceler, çaresizlik ve umutsuzluk hislerine kapılmış olarak bulabilir ve bu durum kişiyi daha olumsuz bir tabloya sürükleyebilir. Dolayısıyla, depresyon, kişinin tüm hayatını etkilemiş olabilir. Bu nedenle, depresyonun zamanında tedavi edilmesi çok önemlidir.

İletişim

    Klinik Psikolog Dilek Erdoğan ile İletişime Geç





    *Sayfa içeriğinde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İlgili sayfada tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğeler yer almamaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktora başvurunuz.
    Bilgi ve Randevu Al